Mykonos

Kiklad adası oluşumunun bir parçası olan Mykonos, Güney Ege’nin en turistik ve güzel adalarından biri olma özelliğini taşıyor. Zaman zaman “Küçük Venedik” olarak da adlandırılan Mykonos’un, 2011 nüfus sayımına göre 10.134 kişilik bir nüfusu bulunuyor. 86.135 kilometrekarelik bir alana yayılan Mykonos, tam tamına 89 kilometre uzunluğunda bir sahil şeridine sahip.

Delos, Rineia ve birtakım ıssız adacıklardan oluşan Mykonos, Milattan Önce 5000 yılından veri (Ftelia’nın Neolitik yerleşimi) varlığını sürdürüyor. 50’lerin Mikonos’u kozmopolit ve lüks tatillerin sembolü olduğundan günümüzde de bu popülaritesini sürdürmesine aslında çok da şaşmamalı. Çarpıcı konumu, beyaz badanalı evleri ve kübik yerleşimler, sonu hep denize ve enfes bir manzaraya çıkan daracık sokaklar, adeta Apollo’nun ışığı altında parlıyor.

Biraz daha, tepeye tünemiş rüzgar değirmenleri, yüzyıllarca durup, Yunan kilisesinin çan kuleleriyle birlikte fantastik bir manzara yaratıyor. Limanda, renkli bir ahşap yelkenli tekne grubu adanın bu eşsiz atmosferini destekler nitelikte ortaya tadına doyum olmayan manzaralar çıkarıyor.

Beach clublarda 7/24 kesintisiz eğlencenin devam ettiği adanın lüks mağazalarında alışveriş yapabilir, sanat merkezlerinde ve galerilerinde workshoplara katılabilir ve tabi ki deniz, kum güneş üçlüsünün tadını doyasıya çıkarabilirsiniz. Ege’nin en güzel plajları arasında gösterilen Mykonos sahillerinde güneşlenmek, hakikaten de paha biçilemez…

Mykonos Chora’da birbirinden lüks oteller, global markaların outlet mağazaları, kuyumcular, galeriler ve Yunanistan’ın en tanınmış restoran ve barlarından bazıları bulunabilir. Kahvenizi içebilir, Ouzo eşliğinde yerel spesiyalitelerin tadına bakarken, kentin beyaz sokaklarında dolaşan ziyaretçileri izleyebilirsiniz. Uluslararası moda trendlerinin ilk önce Mikonos’ta sunulduğu söylenebilir. Üstelik hiçbir şey antik Delos’un kalıntılarına yaklaşırken hissedilen duyguların yanından bile geçemez. Antik eserlerin dört bir yanına dağıldığı bu adanın kuşkusuz en çok ziyaretçi çeken yeri olan Delos, Yunanistan’ın en önemli ve etkileyici arkeolojik alanlarından biri olarak görülüyor.

Adanın tamamı bir arkeolojik SİT alanı olarak 1990’dan beri UNESCO’nun Dünya Mirası Alanları Listesi’nde yer alıyor. Ege’nin en küçük adalarından biri olmasına rağmen, antik dönemde en ünlü ve en kutsal olanıydı çünkü efsaneye göre, gün ışığının tanrısı Apollo-Sun ve gece ışığının tanrıçası Artemis-Ay’ın doğduğu yerdi.

Merkezi Ege Denizi’nde yer alan ve Kiklad adalar grubu sınırları içerisinde yer alan Mykonos’un en önemli zirve noktaları ise Panormou ve Ornou’dur. Geleneksel Kiklad mimarilerinin hemen göze iliştiği Mykonos’ta sayısız sanat galerisi, restoran, kafe, bar, beach club, butik, mağaza ve dahasına denk geleceksiniz.

Türkiye’den direkt uçuşlar ile yaklaşık 1,5 saatte Mykonos’a ulaşabileceğinizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabii Yunanistan Avrupa Birliği üyeleri arasında olduğu için bordo pasaport sahibi her Türk vatandaşının Schengen vizesi başvurusunda bulunması gerekiyor. Gri, yeşil ve siyah pasaport sahiplerinin herhangi bir vize başvurusunda bulunmasına gerek yok.