Longyearbyen

Dünyanın en kuzeyindeki şehir Longyearbyen, Longyeardalen vadisinde ve Spitsbergen’in batı kıyısında eşsiz bir konuma sahip. Bir Isfjorden körfezi olan Adventfjorden’in kıyısında yer alan Longyearbyen, adeta buzdan oyulmuş bir şehir olarak da nitelendiriliyor kimi zaman. Kasaba, adını 1900’lerin başlarında Arctic Coal Company’yi kuran Amerikalı John Munro Longyear’dan alıyor. Longyearbyen, Norveççe “Longyear City” anlamına geliyor. Kasaba II. Dünya Savaşı sırasında neredeyse tamamen yıkılmıştı. Almanya’nın Norveç işgali sırasında, Kriegsmarine (Alman ordusunun iki savaş gemisi) bu bölgeye yanaştı. Ancak olaydan sonra Norveç garnizonu kısa süre sonra tekrar kuruldu ve ihtilafın ardından kasaba yeniden inşa edildi.

Buraya neden Longyearbyen denildiğini merak ediyorsanız, yılın üçte biri şehirde güneş doğmaması cevabını verebiliriz. Güneş her yıl 25 Ekim’de son kez batar ve 8 Mart’a kadar da bir daha doğmaz. Solfestuka, güneşin geri dönüşünün kutlandığı, yaklaşık 1 hafta süren coşkulu bir etkinlik. Tüm kasaba, güneşin doğuşunu karşılamak için 12.15’te eski hastanenin merdivenlerinde toplanır. Dünyanın en kuzeydeki gurme restoranına ev sahipliği yapan Longyearbyen’de sıra dışı lezzetler tatmaya hazır olmalısınız. Huset Cafe, aynı zamanda 20 binden fazla şişeyle Avrupa’nın en büyük şarap mahzenlerinden birinin de ev sahibi. Michelin ile denk görülen Wine Spectator’dan “Wine Glass” derecesi bile alan Huset Cafe’nin fiyatları da çok fahiş değil. Diğer lokal restoranlara gidecek olursanız da Norveç somonu, geyik kebabı, et haşlaması, Norveç türlüsü, çiftçi omleti vb. deneme şansı bulabilirsiniz.

Kasabanın genelinde ren geyikleri ile karşılaşmaya hazır olmalısınız. Svalbard geyiği insanlar için tehdit oluşturmuyor, bu nedenle de geyikler ile karşılaştığınızda sakın ola ki ürkmeyin. Kış aylarında Longyearbyen’e gelecek olursanız kızaklı köpekler ile etrafı keşfetme imkanı bulursunuz. Kar araçları ile safari yapabilir, yürüyüşlere katılabilir veya kayak yapabilirsiniz. Kuzey Kutbu’nun karşı konulamaz cazibesi karşısında adeta tüm kış aktivite ve sporlarını yapmak isteyebilirsiniz. Bölgenin geçmişine ışık tutan Longyearbyen’deki Svalbard Müzesi’ndeki eserleri de mutlaka incelemenizi öneriyoruz. Dünyanın en kuzeydeki kilise unvanına sahip Svalbard Kilisesi’ni de rotanıza kesinlikle ekleyin. Norveç Kilisesi’nin bir parçası olan bu kilise hem dini hizmetlere hem de kültürel toplantılara ev sahipliği yapıyor.

Meşhur Conde Nast Traveller dergisi, Spitsbergen ve Longyearbyen’i kuzey ışıklarını görmek için dünyadaki en iyi yerlerden biri olarak adlandırdı. Kasım ve mart ayları arasında Spitsbergen’deyseniz, tüm güzelliğiyle kuzey ışıklarını göreceğinizin garantisini veriyoruz. Resmi dilin Norveççe, resmi para biriminin ise Norveç Kronu (NOK) olduğu Longyearbyen, konumu itibariyle Türkiye’den 1 saat geride.

Norveç’in Longyearbyen şehrine ziyarette bulunmak isteyen bordo pasaport sahibi her Türk vatandaşının Schengen vizesi alması gerekiyor. Bunun yanı sıra siyah, gri ve yeşil pasaport sahipleri herhangi bir vize başvurusunda bulunmadan Longyearbyen’e seyahat edebilir.